KELİMELERİM…

Belki gibi muallakta,

Sanki kadar umutlu,

Dün gibi yaşanmışlık dolu

Ve yarın gibi bilinmez,

Sessizliğimin mahkumu yürek.

Dilin lal kaldığı zamanlarım

Yaşanmışlıklarım ve yaşayacaklarım,

Kış güneşi misali umutlarım.

Kelimeler hoş,

Kelimeler güzel,

Anlatıyor mu peki?

Bana ondan haber ver.

Kalan umutları, kalan korkuları,

Kalan kenarı eskimiş kalemler…

ZEYNEP DENİZ

gelincik

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

HÜZÜN…

Alışılmış cümlelerle örülmüş; hüznün perdeleri…. Basit, belki sıradan, ya da alışılmış sebeplerle; kırgınlıkla, göğsünün tam ortasına yerleşen o anlaşılmaz sancıyla… Farketmeden ilmek ilmek işlenmişti hüzün, bir kere örülmüştü hüznün perdeleri…. Zaman senin ilacın olamamıştı bence… Güvenemezdim zamana. Nesine güvenecektim ki? Boş vaadlerine mi? Benden aldığı yaşamımdan parçalara mı? Yoksa geride bıraktığı yıkıntılardan oluşturulan duvarlara mı? Tek süsü; hüzünden perdelere mi?… Gözlerinin ardını bulutlandıran, zamanın soldurdugu perdelere…. Hüzün güçlü mü yapardı insanı? Yoksa güçsüz mü? Kişiye bağlıydı bu. Bu yüzden herkesçe farklıydı hüzün. .. Kimi güçlüydü; acımadı deyip güldü, geçti.. Kimi de güçsüzdü ; ağladı kederine, boğuldu kendinde… Bense… Bense sadece saklanmak istiyorum. İçimde güçsüz ve acizin teki olduğumu söyleyen tarafımın yanılıyor olmasını dileyerek… Saklanıyorum… Belki sebeplerde, belki duygularda, belki de kendimde….

ZEYNEP DENİZ

HÜZÜN

GERÇEKLER…

“Bazı insanlar karanlık bir mağarada, doğdukları günden beri mağaranın kapısına arkaları dönük olarak oturmaya mahkumdurlar. Başlarını da arkaya çeviremeyen bu insanlar, mağaranın kapısından içeri giren ışığın aydınlattığı karşı duvarda, kapının önünden geçen başka insanların ve taşıdıkları şeylerin gölgelerini izlemektedirler. İçlerinden biri kurtulur ve dışarı çıkıp gölgelerin asıl kaynağını görür ve tekrar içeri girip gördüklerini anlatmaya başlar ama içeridekileri, duvarda gördüklerinin zahiri olduğuna ve gerçeğin mağaranın dışında cereyan etmekte olduğuna inandırması imkansızdır.”

3wisemonkeys

HAYAT

image

Hayat, öyle birşeydi ki; büyüdükçe ortasında kalıyordun… Ve merkezde olmana rağmen, çoğu şeyi izlemek zorunda kalıyordun… Ve zamanla buna alışıyordun.. öyle ki; kendi hayatında figüran  olmak artık sıradan geliyordu; düşünmeyi başkalarına bırakmak da…

ZEYNEP DENİZ

EMPATİK İLETİŞİM

İki  insandan  birincisi  anababa  rolünde,  yani  üst  ko numda,  ikincisi  ise  çocuk  rolünde,  yani  alt  konumda  bulunu yorsa,  bu  iki  insan  arasında  “empatik  iletişim”‘  kurulamaz. Anababa  rolündeki  bir  kişi,  karşısındakine  emir  ya  da  öğüt verdiği  zaman  onu  “çocuk”  yerine  koymuş  olur;  bu  yüzden onunla  empati  kurması  güçleşir.  Bir  insan  karşısındakine  akıl vermeden,  onun  aklından  ve  kalbinden  geçenleri  anlamaya çalışırsa,  empati  kurmuş,  karşısındaki  insanı  yetişkin  yerine koymuş  olur.  Birbirlerine  hükmetmeyen,  birbirlerini  anlamaya çalışan  irısanlann  iletişimi  ne  güzeldir.

HIRS VE AZİM

Hırs; Kazanmak için her yolu meşru görür…

Azim; Kazanırken belli prensipler ister…

Hırs;Kendinden başkasını görmeden mücadele ister…

Azim; Her daim insanın insana ihtiyacı olduğunu bilerek mücadele ister…

Hırs; Zehirlidir, duyguları zehirler…

Azim; Şifalıdır, zehirli duyguları arındırır…

Hırs;Sonu kestirilemez bir yola sürükler…

Azim; Planlı, programlı ve sonucu öngörülebilir…

Hırs;Gözlere perde olur, gerçeklerin fark edilmesine engel olur…

Azim; Gözleri açar, gerçeklerin anında fark edilmesini sağlar…

Hırs;Kontrolü kaybettirir…

Azim; Kontrol tamamen elindedir…

Hırs;Köreltir, gelişime engel olur…

Azim; Ufku açar, geliştirir…

Hırs;Felakete götürür…

Azim; Zafere götürür…

YILMAZ BEZGİN

satranc

HAK FAKTÖRÜ

Fenerbahçe’de bugün kötü oynayan hiç bir oyuncu yoktu. Maçın başından sonuna kadar oyunu domine eden Fenerbahçe, taraftarı önünde rahat bir galibiyete imza attı. Oyuncuları tek tek değerlendirmeye gerek yok. Ama özellikle parantez açmamız gereken bir oyuncu vardı bugün sahada. Hasan Ali Kaldırım (HAK). Fenerbahçe bugün bütün ataklarını sol tarafından HAK üzerinden gerçekleştirdi. Hasan Ali öyle bir oyun ortaya koydu ki bugün, sadece bu forma benim demekle kalmadı. Aynı zamanda sezon sonunda transfer masasında Fenerbahçe’nin elini de çok güçlendirdi. Bildiğiniz üzere Caner’in sözleşmesi sezon sonunda bitiyor. Caner Fenerbahçe için vazgeçilmez oyuncularının başında geliyordu. Ama Özellikle Pereira geldiğinden beri sürekli formunu yükselten Hasan Ali bugün tam anlamıyla zirve yaptı. Devre arasında yayıncı kuruluş takımların ısı haritasını gösterdiğinde Hasan Ali’nin kanadı adeta alev almıştı. Bence bundan sonra sakatlık veya ceza durumu olmadıkça Caner formayı zor alır Hasan Ali’den.

Takımda sadece Kadlec orijinal mevkisi olmayan ön liberoda oynadığı için çok acemilikler yaptı. Onun dışında vasatın altına düşen oyuncu yoktu. Taraftarın müthiş desteğiyle Fenerbahçe Kasımpaşa’yı sahadan sildi. Yalnız şurada Pereira’ya bir parantez açmamız gerekiyor. Hoca sezon başından beri sürekli Mehmet Topal ile De Souza’yı birlikte oynatıyordu. Bu maç şunu da gösterdi ki bu iki oyuncu birden oynayınca Fenerbahçe’nin oyunu çok yavanlaşıyor. Çünkü ikisi de çok iyi kesici ama ileriye doğru efektif oynayamıyorlar. Hocanın yapması gereken bu günkü takıma sadece  Kadlec’in yerine Mehmet Topal’ı monte ederek yoluna devam etmesi gerekir.

Diego Ribas’tan bahsetmeden yazıyı bitirirsem ayıp olacak gibi geliyor bana. Diego Fenerbahçe’ye geldiğinden beri izlediğim en iyi oyununu oynadı. Taa Werder Bremen günlerinden beri Diego hayranı biri olarak bugün gol atmış olması beni çok mutlu etti. Bugün Diego’yu izlerken İsmail Kartal’ı da andık tabi ki. Çünkü İsmail Kartal Allah korusun bir yıl daha burada kalsa Diego futbolu bırakabilirdi. Bu gün çok hırslıydı. Golü de bulmuş olması gelecek adına umut verdi bize…

Sonuçta Fenerbahçe bugün HAK ederek güzel bir galibiyet aldı. Devamını salı akşamı Lokomotiv maçında bekliyoruz…